Aşk Nedir? Aşkın Kaynağı Nereden gelir?

Aşk Nedir? Aşkın Kaynağı Nereden gelir?

Mart 1, 2019 0 Yazar: SoranWeb

Hayatımızın belirli dönemlerinde hepimiz aşık oluruz. Aşkı tatmamış olanlar onu merak eder ve aşk nedir diye mutlaka sorar. Aşkı yaşamış olanlarınsa mutlaka akıllarında bir aşk tarifi vardır. Peki nedir bu aşk? Aşk nedir?

Aşkın Tanımı

Hatırlarsanız aşk tanımı nedir adlı yazımızda aşkı için bir nesneye veya karşı cinse duyulan kuvvetli istek veya saplantı veya saplantılı şekilde sevgi diye tanımlamıştık. Aşkın tarifi için yoğun sevgi ve bağlılık duygularının olduğunu söylerken aşk hakkında bahsederken aşkın kaynağı nedir sorusu beraberinde zihnimize geliyor. Aşk nedir sorusunu cevaplamak için aşkın kaynağını araştırmamız gerekiyor!




Aşk belirtileri, Aşık olduğunu Anlamak

Aşk nedir sorusunun cevabını aramadan önce yazımızı anlamanız için küçük bir hatırlatma yapalım. Aşk, sadece düşünce boyutunda olan bir his değildir ve fiziksel olarak da kendini belli eder. Aşık kadınlar veya erkekler, aşık olmanın belirtilerini vücutlarında da görebilirler. Kimi zaman terleme nöbetleri, ağız kuruluğu, heyecan, aşırı mutluluk veya kişiye özel belirtiler çıkabilir. Bilmeniz gereken şey aşkın fizyolojik bir olgu olduğu ve vücudumuzun kimyasını değiştirdir.

Aşkın Kaynağı; Aşk nedir sorusunun cevabı!

İnsanlık var olduğundan var olan bir olgu olan aşkın kaynağı olarak çeşitli varsayımlar ileri sürülmüştür. Bilimsel keşiflere kadar aşkın kaynağı olarak ruh olarak görülüp tanrı veya tanrılardan geldiği düşünülürken bilimsel keşiflerle beraber aşkın kaynağının kalp veya ruh değil, çeşitli deneylerle aşkın kaynağının beyin olduğu neredeyse bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Günümüzde aşkın beyinde ve vücudumuzda gerçekleşen hormonal değişimlerin eseri olduğu artık neredeyse tümüyle kabul olan bir görüştür. Bilime göre aşkın kaynağı beyindir!

Aşkın Tarihi

Aşk düşüncesi ilk var olduğu andan itibaren kutsal olarak görülmüş ve insanları bağlayan yüce bir duygu olarak tasvir edilmiştir. İlk dinlerin ortaya çıkışıyla birlikte insanlar; aşkın, tanrı veya tanrılar tarafından insanlığa bir lütuf olarak verildiği ve aşkın kaynağının tanrılar olduğunu düşünmüştür ve bunun sonucu aşkı yöneten tanrılar, aşk tanrıları ortaya çıkmıştır.

 Aşk Tanrıları ve Tanrıçaları

Aşk düşüncesinin tanrısal olduğu ve kalpten geldiği düşüncesinin en önemli dayanağı mitolojideki tanrılardır. Aşkı yöneten tanrıları yani aşk tanrıları nelerdir kısaca tanıyalım:

Aşk Nedir? - İlk Aşk Tanrısı - İnannaİlk Aşk Tanrısı İnanna :

Sümerler Mezopotamya bölgesinde bulunan dünya tarihini derinden etkileyen Sümerler aynı zamanda bilinen ilk aşk tanrısının da sahibidir. Sümer mitolojisi İnanna ile domuz çobanı tanrısı Domuzi’nin hikayelerini anlatır. Sümer mitolojisindeki İnanna figürü aşkın tanrısal veya ruh kaynaklı olduğunu anlatan düşüncenin ilk temsilcisidir. 

Aşk Nedir? - Yunan Tanrıçası Afrodit




Yunan Tanrısı Afrodit :

Yunan Mitolojisindeki önemli figürlerden biridir. Güzellik ve aşk sembolüdür. Yunan Mitolojisi’ne göre dünyada üzerinde ve tanrılar arasında ondan daha güzeli yoktur. Mitolojide çeşitli savaşlarda etkin rol oynamıştır. 

İskandinav Tanrısı Freya :

İskandinav mitolojisinin savaşçı tanrısı Freya, German mitolojisinde aşkla özleştirilen bir tanrıydı.

Aşk nedir? Yue-LaoÇin Tanrısı Yue-Lao : Çin’de her olay ve sayısız tanrı vardır. Aşk için en az altı tanrıya sahip olan Çin’in aşk için en büyük tanrısı Yue – Lao’dur. Hep aşk tanrıları kadın olacak değil ya!

Ruh Eşini Bulma Miti!

Aşk ve mitolojiden bahsetmişken ünlü ruh eşi mitinden bahsetmemek olmaz. Eski Yunan Mitolojisi’ne göre insanlar, henüz dünyaya gönderilmeden önce çift yaratılmış (sağda ve solda iki başlı iki ayıklı) bir varlıkken Olimpos Dağı’na çıkmak için harekete geçerler. Bunu gören Zeus, bu çift başlı yaratıkları ikiye böler dünyanın ücra bölgelerine dağıtır. İnsanlar bir olmak için ruh eşlerini arar dururlar. Ünlü ruh eşini bulmak eşini bulma inancı buradan çıkmıştır.

Tek Tanrılı Dinler ve Aşk

İnanna, Freya, Afrodit ve Yue Lao gibi tanrıların kontrolünde olan aşk; Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet gibi tek tanrılı inanç sistemleriyle birlikte artık bir tanrının görevi olmaktan çıkıp tek bir tanrının yarattığı duygu olarak ortaya çıktı. Yeni nesil düşüncede tanrı aşkı ruhumuza var olduğumuzdan beri içimize yerleştirmişti. Aşkın kaynağı Afrodit gibi bir aşk tanrısı değil ruhumuzdu ve yeni inanışla birlikte aşkın kaynağı ruhumuz ve kalp oldu.

BİLİM GÖRE AŞK NEDİR?

Bilim için aşkın kaynağı aşk nedir sorusunun cevabı tanrılarda, kalpte ve ruhta değil hormonlarda, evrimde ve beyindedir.

20. Yüzyıl’da bilimin hayli ilerlemesiyle birlikte aşk da oldukça merak edilen konular arasında yer aldı. Özellikle 1900’lü yıllardan sonra psikolojiye duyulan merak ve ortaya atılan evrim teorisi aşka yeni bir bakış açısı getirmeye başladı. Bu yeni anlayışla birlikte insanlar aşkın kaynağı olarak beyni görmeye başladı.

Bilime Göre Aşkın Kaynağı Beyin

 Aşk ve bilim! Aşk ve bilim yoksa birbirine düşman mı tabii ki değil sadece bilim aşkı farklı yorumluyor.  Aşk nedir sorusuna bilim, hormonların salgılanması olarak bakıyor. Bilime göre en uygun eşi bulduğumuzda beyinde salgılanan hormonlar aşık olmamızın en önemli sebebi. Bilime göre aşkın bir diğer nedeni ise evrimsel süreç. Çocuk yetiştirmek en uygun eşi bulmak için aşık oluyoruz. Aşk ve bilim

Aşık olunca salgılanınca bazı hormonlar:

OKSİTOSİN : Şefkat ve bağlılık horomonudur. Dokunma ile salınımı başlar. Çocuk ve anne arasında bağlılık oluşmasını sağlayan hormondur.

TESTOSTERON VE ÖSTROJEN : Aşık olununca bolca salınan hormonlardandır ve aşık çiftleri sekse yönlendirir. Testosteron erkekte, östrojen kadında daha çok bulunur.

MELATONİN : Bağışıklık sistemini güçlendiren hormondur. Bu hormonun salgılandığı kişiler kendini daha sağlıklı hisseder.






SERATONİN : Mutluluk hormunudur. Aşık olan kişi kendini mutlu hisseder.

DOPAMİN : Beyindeki ödül sistemini yöneten kimyasaldır. Aşık olunca seviyesi oldukça artar.

FENİLETİLAMİN : Adrenalin’e oldukça benzeyen hormondur. Heyecanlanmamıza ve kalbimizin çarpmasına neden olur.

Bilim demişken bilimin aşka karşı bakışını çok iyi anlatan bir belgesel. Mutlaka izleyin.

Aşk Evrimdir! Aşk ve Bilim

Aşk ve Bilim denince akla evrim de gelir. Bilim, aşk nedir sorusu için her şey beyinde oluyor, aşk tamamıyla beyinsel bir faaliyettir ve aşk evrimin sonucu demektedir.  Bilime göre aşk, hayatta kalma sürecinin evrimleşmiş başka bir halidir.

Bilim dünyasına göre aşkın amacı ulvi bir duyguyu yerine getirip aile kurmak ve iyi birey olup tanrıları memnun etmek değil, sekstir. Aşk ve bilim ilişkisi kısaca seksle açıklanır.

Bilim aşkın var olma nedenini seks olarak açıklar. Seks, bilime göre gen alışverişi yapmak ve sağlıklı bireyler dünyaya getirmek için yapılır. Aşkın seksteki en önemli görevi  en uygun bireyleri dünyaya getirmek için en uygun partneri bulmaya yardımcı olmaktır.  Evrime göre türün devamı için uygun bireyin bulunması şarttır. Türlerin devamı için cinsel seçilim gereklidir. Cinsel seçilime en uygun seks partnerini seçmede bize aşk yardımcı olur.

Bilime göre içinde türün devamı için uygun olan birleşmeler, aşk için gerekli olan hormonları tetikler ve çiftler arasındaki güçlü hormonsal bağlar da sağlıklı bireylerin gelişmesini sağlar. Aşk nedir ve aşk neden var sorusunun cevabı belki de tam da bu noktada ortaya çıkar. 

Aşk, insan türünün bakımı ve büyütmesi oldukça zor olan insan yavrularının rahatlıkla büyümesi gelişmesi için vardır. Kısaca aşkın amacı iki bireyi bir arada tutarak türün devamının garanti altına alınmasıdır çünkü insan yavrusu gelişimini mesela bir at yavrusu gibi anne karnında tamamlamaz gelişim yavru doğduktan sonra yıllarca devam eder!

İşte evrimsel açıdan aşkın görevi uygun eşi seçerek bireyleri hormonlarla birbirine bağlamak ve oldukça zor olan çocuğun bakımını sağlamaktan başka bir şey değildir. Yani kısaca aşk türün devamı için vardır. Bilim aşk nedir sorusunun cevabı evrim ve hormonlardır.

(konuyla ilgili Evrim Ağacı sitenideki makaleyi şiddetle öneriyoruz : Aşkın Evrimi ve Neden, Nasıl Aşık Olduğumuz Üzerine… )

Aşk sizce nedir?

Günümüzde bir kısım düşünürler, halen aşk için ruhumuza gelen ilham ve tanrıların hediyesi olarak görüp kutsal bir olgu olarak ele almakta. Bilim adamları ise aşkı hormonların bir sonucu ve evrimin gereği olarak yorumlamaktadır. Sizce kim haklı? Soranweb size soruyor!